<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Düşünce Denizi için yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://nazenin.wordpress.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://nazenin.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Jun 2009 05:46:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Hacı Bektaş Veli&#8217;den öğütler&#8230; yazısına ergin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/24/haci-bektas-veliden-ogutler/#comment-721</link>
		<dc:creator>ergin</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 05:46:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/24/haci-bektas-veliden-ogutler/#comment-721</guid>
		<description>Her öğüdü inceden inceye düşünüp taşınmak. Güzelin lezzzeti onun zahmetinde belki.Elinize sağlık Nazenin Bey !</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Her öğüdü inceden inceye düşünüp taşınmak. Güzelin lezzzeti onun zahmetinde belki.Elinize sağlık Nazenin Bey !</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bunları Biliyor Muydunuz? &#8211; Tarihte ilk tek tanrı inancı.. yazısına ergin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/31/bunlari-biliyor-muydunuz-tarihte-ilk-tek-tanri-inanci/#comment-720</link>
		<dc:creator>ergin</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 05:35:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/31/bunlari-biliyor-muydunuz-tarihte-ilk-tek-tanri-inanci/#comment-720</guid>
		<description>Hakikat Hakk&#039;tan gelir.La ilehe illallah,muhammedün resullallah,aliyel veliyullahtır.Siz buna zorla katılmak zorunda değilsiniz.İtikat gönül işidir,sadece rasyonel akıl ahkamı değildir.Yol erkanlarına saygı göstermek olgunca bir davranış olur,buda zorla olmaz tabii.Hakk dost Allah&#039;ın ismi put ismi ile yanyana anılmaz.Sizin bilgeliğiniz size bizim inancımız bize.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hakikat Hakk&#8217;tan gelir.La ilehe illallah,muhammedün resullallah,aliyel veliyullahtır.Siz buna zorla katılmak zorunda değilsiniz.İtikat gönül işidir,sadece rasyonel akıl ahkamı değildir.Yol erkanlarına saygı göstermek olgunca bir davranış olur,buda zorla olmaz tabii.Hakk dost Allah&#8217;ın ismi put ismi ile yanyana anılmaz.Sizin bilgeliğiniz size bizim inancımız bize.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bektaşi Fıkralaları- şu yoksul kulübe&#8230; yazısına nazenin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2007/01/31/bektasi-fikralalari-su-yoksul-kulube/#comment-718</link>
		<dc:creator>nazenin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 04:32:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2007/01/31/bektasi-fikralalari-su-yoksul-kulube/#comment-718</guid>
		<description>Tesekkurler Sayin Cemali...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkurler Sayin Cemali&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bektaşi Nefesleri- Sakine Bacı&#8217;dan yazısına nazenin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/07/bektasi-nefesleri-sakine-bacidan/#comment-717</link>
		<dc:creator>nazenin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 04:31:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/07/bektasi-nefesleri-sakine-bacidan/#comment-717</guid>
		<description>Tesekkurler sayin Kirmizi....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkurler sayin Kirmizi&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bektaşi Nefesleri- Sakine Bacı&#8217;dan yazısına YILMAZ KIRMIZI tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/07/bektasi-nefesleri-sakine-bacidan/#comment-716</link>
		<dc:creator>YILMAZ KIRMIZI</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 12:54:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/07/bektasi-nefesleri-sakine-bacidan/#comment-716</guid>
		<description>YILMAZ KIRMIZI:0555 602 44 27
ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ THM ŞEFİ
( SAKİNE HATUN UN TORUNU )</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>YILMAZ KIRMIZI:0555 602 44 27<br />
ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ THM ŞEFİ<br />
( SAKİNE HATUN UN TORUNU )</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bektaşi Nefesleri- Sakine Bacı&#8217;dan yazısına YILMAZ KIRMIZI tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/07/bektasi-nefesleri-sakine-bacidan/#comment-715</link>
		<dc:creator>YILMAZ KIRMIZI</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 12:51:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/07/bektasi-nefesleri-sakine-bacidan/#comment-715</guid>
		<description>KERBELA’YA AĞIT ( Mersiye )

Kerbela çölünde, meydan yerinde
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım
Aciz kaldım hariciler elinde
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Biz tutalım imamların yasını
İmam Hasan içti ağı tasını
Şah Hüseyn’e emanet etti Kasım’ı
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Ali Ekber su deyip figan eyledi
Abbas cenk eyleyip suyunu aldı
Masumun ağzından ok ile vurdu
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Sancağı elinde kılıç belinde
Şehit düştü Kerbela’nın çölünde
Ya Hüseyin deyip duram darında
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Ümmügülsüm,Zeynep figan eyledi
Şehriban ana da saçını yoldu
İmam Zeynel anda hem yetim kaldı
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Başlarını süngülere taktılar
El ele verip te hora teptiler
Götürüp de hem dımışka taktılar
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Şimir aldı Şah Hüseynin başını
Gürzü vurdu kırdı onun dişini
Keşiş verdi yedi oğlunun başını
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Asiye Hatun da bunu söyledi
Ordu Haymegaha hücum eyledi
Bacılar da çıplak deveye bindi
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım

Asiye Hatun : Asiye kırmızı 





















2



TİRYAKİ DESTANI
Tiryaki ağalara destan söylesem
Acep bu sözüme darılır-mola
Kızıl üzüm alsam koysam cebine
Gözü tabakadan ayrılır-mola

Tabaka ambardır, ağızlık, yaba
Kimi ince sarar, kimisi kaba
Darağacı kurulsa etmezler tövbe
Sabretsek az biraz durulur-mola

Kâğıt tükenirse hazır lülesi
Mındar tütün tiryakinin belası
İçmemesi hepisinin alası
Sabretsek az biraz durulur-mola

Kaba kâğıt acı verir dumanı
Öksürük gelirse vermez amanı
Bağrı saz çalar, döşü kemanı
Otuz iki makam vurulur-mola

Zenginler de bir tarafa geçerler
Fukarayı ayırırlar, seçerler
Kimi ayıngayı, kimi paket içerler
Bu da mahşer günü sorulur-mola

Tiryaki tütünü zaten çok sever
Birini sararken birini ever(çiğner)
Tütün tükenirse karısın döver
O da erkeğim diye gurulur-mola

Tütünün iyisi altın ettirir
Tükenirse por yavşanı (ot) kattırır
Sırtındaki gömleğini sattırır
Bunu icat eden sürünür-mola

Çerkezler de bindi-mola atına
Yarım liram olsa vermem tütüne
Dinlen ağalar, bu tütünden kötü ne?
Bedene bir şifa verilir-mola

Mehemmed’in sözü haklı değil mi?
Kişiyi gezdiren aklı değil mi?
Şimdi ayıngalar saklı değil mi?
Üfeleme müfeleme bulunur-mola



ÇAM AĞACI’NIN HAL DİLİ DESTANI
Benim adım çam ağacı
Güzel görünüp dururum
Ağaçların seyyahıyım
Emir sarınıp dururum

Aşağı olur köklerim
Kendim fenadan saklarım
Tesbih çeker budaklarım
Şükrümü kılıp dururum

İrençberler koşar kağnı
Çekilirler önlü, sonlu
Ben gibi yük çeken var mı?
Urgan sarınıp dururum

Okumla düşman yıkarlar
Kovam ile su çekerler
İğim ile ip bükerler
Yunup, arınıp dururum

Beni bir dağda sezerler
Etimden derim yüzerler
Tahtama kalem yazarlar
Surete girip dururum

Dağdan indim ovalara
Bergüzar oldum beylere
Köprüler oldum çaylara
Gerinip, sünüp dururum

Hatayi’yem oldum budak
Camilere oldum direk
Fırınlara süngü, kürek
Yanıp tutuşup dururum

HEP ORAYA GİDİYORUZ

Satılmışlar, Ramazanlar
Haktan korkan, korkmayanlar
Padişahlar, Süleymanlar
Hep oraya gidiyoruz

Kimi imam, kimi hatip
Kimi savcı, kimi kâtip
Mülkü bedavaya satıp,
Hep oraya gidiyoruz

İster Bağdat, ister Fizan
Nerde Fikret, nerde Neyzen
Emmim, dayım, halam, teyzem
Hep oraya gidiyoruz

Saklansak ta köşe, köşe
Gidiyoruz kalka, düşe
Kezban, Döndü, Elif, Ayşe
Hep oraya gidiyoruz

Kimisi var, gonca güllü
Kimileri, dudu dilli
Dost ( Hakiri ) adres belli
Hep oraya gidiyoruz

Hakir-i = Hasan Çerçioğlu





Not: Destanlar Seyitgazi Aslanbeyli Köyüne ait olup, Öğretmen Cafer Koç’un arşivinden alınmıştır



KERBELA’NIN BACILARI

Bacılar binmiş deveye
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vah Hüseyin diye diye
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Kerbela’nın bacıları
Hiç bitmiyor acıları
Fatmana’nın kuzuları
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Yezit vermiş beratını
Şimir sürmüş kır atını
Sait asmış suratını
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Bacılar çıplak devede
Elleri kalkmış havada
Hepsi de binbir duada
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Hepsi de bacı bunların
Halleri acı bunların
Çalınmış tacı bunların
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Zeynep Bacı feryat eder
Gülsüm’üm karalar giyer
Abbas diye ah,vah eder
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Leyla ağlar Aliekber’im
Ah benim bitmez dertlerim
Dayanmıyor yüreklerim
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Sakine yolar başını
Durmaz döker gözyaşını
Şimir vurur kırbacını
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Mansur gibi asıldılar
Kurban gibi kesildiler
Nesim(i) gibi yüzüldüler
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Kırmızı Hoca^nın sözü
Kan ağlıyor iki gözü
Çöllerde bırakma bizi
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Mustafa Kırmızı (Merhum emekli öğretmen)





 TİLKİ DESTANI
Tilki kümes kapısını çevirdi
Horoz kuyruğunu kora değirdi
Sıktı boğazını tavuk bağırdı
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Tilki geldi bizim evin önüne
Mevla’m vereyidi tatlı canına
Biz uyandık tavukların ününe
A komşular,  burdan tilki geçti mi?

Seğirtti tavuğun ününü duyan
Kümesin içinde kopmuş bir figan
Verme koca horoz kapıya dayan
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Tavukların tüneğine tünedi
Saca koydu kuyruğunu, kanadı
Tilki göttü tavuklarım komadı
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Dört horozum birbirine eş idi
Küçük horoz cümlesine baş idi
Tilki geldi tavuklarım taşıdı
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Tilki sürdü tavukların sürüsün
Taşımaktan yiyemedi birisin
Düşünüyor nasıl alsam gerisin
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Tilki geçti tarlaları beriye
Göttü ikisini döndü geriye
On tavuğu katamadım sürüye
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Korkusundan ötmez oldu horozum
Götürmüş yarısın,komuş birazın
Kör olası bana mıydı garazın
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Yağar yağmur evin önü denizlik
Bu yıl bu tilkide var bir domuzluk
Böyle gider ise komaz damızlık
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Açık bulsa girse gelse kapımdan
Tutayıdım yaş meşenin sapından
Hiç kimseler gelemedi hakından
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Ardıçtandır kümesimin direği
Lüp lüp eder ak tavuğun yüreği
Hiç kalmadı civcivlerin süreği
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Sağlam idi kümesimin yapısı
Örtülmedi açık kaldı kapısı
Hiç kalmadı ak tavuğun hepisi
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Tilki, buralarda var mı bildiğin?
Hiç yoğudu beş on yıldır geldiğin
Sen de bildin benim gafil olduğum
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Evimizin önünde yığın odunlar
Tilki geldi etrafını adımlar
İnşallah kürkün giysin kadınlar
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Geceleri karanlıktır havası
Geldi baktı yalnız buldu kümesi
Geldi pencereye dinledi sesi
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Kümes kapısına taktı solluğu
Nerde kaldı yumurtanın bolluğu
Tilki dağ başında yaptı folluğu
A komşular, burdan tilki geçti mi?

Tavuklarım bir kazanda kaynadı
Tilki aştı menzilini boyladı
Sakine Hatun’da destan söyledi
A komşular, burdan tilki geçti mi?



EZELİ KURDULAR ERKANI YOLU
Ezeli kurdular erkanı yolu
Bu yolun sahibi Muhammed Ali
Pirimi sorarsan Bektaş-ı Veli
Ali Veli gibi er bulunur mu?
Oturmuş mürşidler dolu içerler
Dillerinden dürr ü gevher saçarlar
Günahlının günahından geçerler
Kusursuz günahsız kul ulunur mu
Mürşidler oturmuş yerli yerine
Kimse eremedi Ali sırrına
Hep dikildik erenlerin darına
Mansur’un çektiği dar bulunur mu?
Biz de içelim kırklar içtiği demden
Gönülde kalmasın kaygıdan gamdan
Hatice Fatıma girdiği cemden
Arasalar böyle cem bulunur mu?
Cem cemiyet cümle şeyden uludur
Ayn-ı cem kardeşler Ali kuludur
Üstümüzde duran kudret elidir
Böyle bir mübarek el bulunur mu?
Erenlerin yolu bir gizli sırdır
Her ne arar isen orada vardır
Cümle cem ehlinde gönüller birdir
Arasan birinde gam bulunur mu?
Üçler beşler o kapıyı açtılar
Muhabbete misk ü anber saçtılar
Haklıyı haksızı orda seçtiler
Suçlu olanlara yer bulunur mu?
Beni mest eyledin meyi içirdin
Fırsatın var iken elden kaçırdın
Doksan beş yaş ile günün geçirdin
Geçen günler gibi gün bulunur mu?
Sakine Hatun der varabilirsen
Can gözün açup da görebilirsen
Bu sözün fehmine erebilirsen
Bundan büyük sana ün bulunur mu?











Aciz kaldım pirelerin elinden

PİRE DESTANI
O pireler neler getti başıma
Kimse bilmez sohbetinden dilinden
Hepisi yumuştu, girdi aşıma

Köşe başlarına kurdum kerevet
Pirenin elinden olayım rahat
Tahta kehlesini (kehle=bit)görmek kerahat(iğrençlik)
Yine kanım mı değdi, inci dişine

Pirenin elinden kurdum berseki
Ben çıkmadan geldi çıktı bir teki
Onu gördü geldi, hep gerideki
Hepsi de düştü benim peşime

Pireler buldular benim izimi
Tuttum birisini kırdım dizini
Ova,ova hem çıkardım gözünü
Pireler geliyor eli düşene

Pireler hep alayını topladı
Beşi geldi başucumda bekledi
Biri geldi, yatağımı yokladı
Vardı gitti haber verdi eşine

Pireler de geliyordu yel gibi
Dereden tepeden akan sel gibi
Satın alınmış eli bağlı kul gibi
Hepisi de divan durdu karşıma

Kimisi çıkıyor ambar üstüne
Birimizi uyutmamak kastına
Hep çağırdı yaranına, dostuna
Hepisi yığıldı benim başıma

Pireler de alayını bağlattı
Pire beni sabaha dek ağlattı
Soktu iğnesini sinem dağlattı
Hepisi yumuştu gözüm yaşına

Tuttum pireleri yere uçurdum
Birin öldürmeden birin kaçırdım
Uyumadan bir geceyi geçirdim
Hepisi gülüştü benim keşime(keş=aptal)





Çoban tutsak pireleri gütmeye
Müşteri bulunmaz alıp satmaya
Sol böğrüme vuruncağız tekmeye
Kırayazdı kaburgamı, döşümü

Pireleri mencilise koysalar
Herkes gelip intikamın alsalar
Eğer benim öldüğümü bilseler
Gelecekler mezarımın başına

Pirenin çokluğu vardır eşikte
Çoluğu çocuğu bulur beşikte
Tüyleye, tüyleye kalkar döşekte
Hak onara pirelerin işini

Akşam olur bir araya toplanır
Sabah olur yorgan döşek yoklanır
Karnı doyar hiç görünmez, saklanır
Birisinin göremedim başını

Eve girsem üzerime sarılır
Birini öldürsem bini darılır
Kış gelince fil cümlesi kırılır
Tutabilsen bu yazın da kışını

Hiçbir alaca yok hepisi kara
Vurdular sineme, açtılar yara
Buna kimse bulamadı bir çare
Fayda yoktur, ne söylesek boşuna

Bir elinde iğne bir elinde biz
Şükür ellerinden kurtuldum ucuz
Sakine Hatun’u etmişler aciz
Kerpetenler değsin inci dişine




























2



TİRYAKİ DESTANI
Tiryaki ağalara destan söylesem
Acep bu sözüme darılır-mola
Kızıl üzüm alsam koysam cebine
Gözü tabakadan ayrılır-mola

Tabaka ambardır, ağızlık, yaba
Kimi ince sarar, kimisi kaba
Darağacı kurulsa etmezler tövbe
Sabretsek az biraz durulur-mola

Kâğıt tükenirse hazır lülesi
Mındar tütün tiryakinin belası
İçmemesi hepisinin alası
Sabretsek az biraz durulur-mola

Kaba kâğıt acı verir dumanı
Öksürük gelirse vermez amanı
Bağrı saz çalar, döşü kemanı
Otuz iki makam vurulur-mola

Zenginler de bir tarafa geçerler
Fukarayı ayırırlar, seçerler
Kimi ayıngayı, kimi paket içerler
Bu da mahşer günü sorulur-mola

Tiryaki tütünü zaten çok sever
Birini sararken birini ever(çiğner)
Tütün tükenirse karısın döver
O da erkeğim diye gurulur-mola

Tütünün iyisi altın ettirir
Tükenirse por yavşanı (ot) kattırır
Sırtındaki gömleğini sattırır
Bunu icat eden sürünür-mola

Çerkezler de bindi-mola atına
Yarım liram olsa vermem tütüne
Dinlen ağalar, bu tütünden kötü ne?
Bedene bir şifa verilir-mola

Mehemmed’in sözü haklı değil mi?
Kişiyi gezdiren aklı değil mi?
Şimdi ayıngalar saklı değil mi?
Üfeleme müfeleme bulunur-mola



ÇAM AĞACI’NIN HAL DİLİ DESTANI
Benim adım çam ağacı
Güzel görünüp dururum
Ağaçların seyyahıyım
Emir sarınıp dururum

Aşağı olur köklerim
Kendim fenadan saklarım
Tesbih çeker budaklarım
Şükrümü kılıp dururum

İrençberler koşar kağnı
Çekilirler önlü, sonlu
Ben gibi yük çeken var mı?
Urgan sarınıp dururum

Okumla düşman yıkarlar
Kovam ile su çekerler
İğim ile ip bükerler
Yunup, arınıp dururum

Beni bir dağda sezerler
Etimden derim yüzerler
Tahtama kalem yazarlar
Surete girip dururum

Dağdan indim ovalara
Bergüzar oldum beylere
Köprüler oldum çaylara
Gerinip, sünüp dururum

Hatayi’yem oldum budak
Camilere oldum direk
Fırınlara süngü, kürek
Yanıp tutuşup dururum

HEP ORAYA GİDİYORUZ

Satılmışlar, Ramazanlar
Haktan korkan, korkmayanlar
Padişahlar, Süleymanlar
Hep oraya gidiyoruz

Kimi imam, kimi hatip
Kimi savcı, kimi kâtip
Mülkü bedavaya satıp,
Hep oraya gidiyoruz

İster Bağdat, ister Fizan
Nerde Fikret, nerde Neyzen
Emmim, dayım, halam, teyzem
Hep oraya gidiyoruz

Saklansak ta köşe, köşe
Gidiyoruz kalka, düşe
Kezban, Döndü, Elif, Ayşe
Hep oraya gidiyoruz

Kimisi var, gonca güllü
Kimileri, dudu dilli
Dost ( Hakiri ) adres belli
Hep oraya gidiyoruz

Hakir-i = Hasan Çerçioğlu





Not: Destanlar Seyitgazi Aslanbeyli Köyüne ait olup, Öğretmen Cafer Koç’un arşivinden alınmıştır



KERBELA’NIN BACILARI

Bacılar binmiş deveye
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vah Hüseyin diye diye
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Kerbela’nın bacıları
Hiç bitmiyor acıları
Fatmana’nın kuzuları
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Yezit vermiş beratını
Şimir sürmüş kır atını
Sait asmış suratını
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Bacılar çıplak devede
Elleri kalkmış havada
Hepsi de binbir duada
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Hepsi de bacı bunların
Halleri acı bunların
Çalınmış tacı bunların
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Zeynep Bacı feryat eder
Gülsüm’üm karalar giyer
Abbas diye ah,vah eder
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Leyla ağlar Aliekber’im
Ah benim bitmez dertlerim
Dayanmıyor yüreklerim
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Sakine yolar başını
Durmaz döker gözyaşını
Şimir vurur kırbacını
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Mansur gibi asıldılar
Kurban gibi kesildiler
Nesim(i) gibi yüzüldüler
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Kırmızı Hoca^nın sözü
Kan ağlıyor iki gözü
Çöllerde bırakma bizi
Gidiyorlar Şam’a doğru
Vardılar akşama doğru

Mustafa Kırmızı (Merhum emekli öğretmen)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>KERBELA’YA AĞIT ( Mersiye )</p>
<p>Kerbela çölünde, meydan yerinde<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım<br />
Aciz kaldım hariciler elinde<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Biz tutalım imamların yasını<br />
İmam Hasan içti ağı tasını<br />
Şah Hüseyn’e emanet etti Kasım’ı<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Ali Ekber su deyip figan eyledi<br />
Abbas cenk eyleyip suyunu aldı<br />
Masumun ağzından ok ile vurdu<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Sancağı elinde kılıç belinde<br />
Şehit düştü Kerbela’nın çölünde<br />
Ya Hüseyin deyip duram darında<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Ümmügülsüm,Zeynep figan eyledi<br />
Şehriban ana da saçını yoldu<br />
İmam Zeynel anda hem yetim kaldı<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Başlarını süngülere taktılar<br />
El ele verip te hora teptiler<br />
Götürüp de hem dımışka taktılar<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Şimir aldı Şah Hüseynin başını<br />
Gürzü vurdu kırdı onun dişini<br />
Keşiş verdi yedi oğlunun başını<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Asiye Hatun da bunu söyledi<br />
Ordu Haymegaha hücum eyledi<br />
Bacılar da çıplak deveye bindi<br />
Şah Hüseyin der de yanar ağlarım</p>
<p>Asiye Hatun : Asiye kırmızı </p>
<p>2</p>
<p>TİRYAKİ DESTANI<br />
Tiryaki ağalara destan söylesem<br />
Acep bu sözüme darılır-mola<br />
Kızıl üzüm alsam koysam cebine<br />
Gözü tabakadan ayrılır-mola</p>
<p>Tabaka ambardır, ağızlık, yaba<br />
Kimi ince sarar, kimisi kaba<br />
Darağacı kurulsa etmezler tövbe<br />
Sabretsek az biraz durulur-mola</p>
<p>Kâğıt tükenirse hazır lülesi<br />
Mındar tütün tiryakinin belası<br />
İçmemesi hepisinin alası<br />
Sabretsek az biraz durulur-mola</p>
<p>Kaba kâğıt acı verir dumanı<br />
Öksürük gelirse vermez amanı<br />
Bağrı saz çalar, döşü kemanı<br />
Otuz iki makam vurulur-mola</p>
<p>Zenginler de bir tarafa geçerler<br />
Fukarayı ayırırlar, seçerler<br />
Kimi ayıngayı, kimi paket içerler<br />
Bu da mahşer günü sorulur-mola</p>
<p>Tiryaki tütünü zaten çok sever<br />
Birini sararken birini ever(çiğner)<br />
Tütün tükenirse karısın döver<br />
O da erkeğim diye gurulur-mola</p>
<p>Tütünün iyisi altın ettirir<br />
Tükenirse por yavşanı (ot) kattırır<br />
Sırtındaki gömleğini sattırır<br />
Bunu icat eden sürünür-mola</p>
<p>Çerkezler de bindi-mola atına<br />
Yarım liram olsa vermem tütüne<br />
Dinlen ağalar, bu tütünden kötü ne?<br />
Bedene bir şifa verilir-mola</p>
<p>Mehemmed’in sözü haklı değil mi?<br />
Kişiyi gezdiren aklı değil mi?<br />
Şimdi ayıngalar saklı değil mi?<br />
Üfeleme müfeleme bulunur-mola</p>
<p>ÇAM AĞACI’NIN HAL DİLİ DESTANI<br />
Benim adım çam ağacı<br />
Güzel görünüp dururum<br />
Ağaçların seyyahıyım<br />
Emir sarınıp dururum</p>
<p>Aşağı olur köklerim<br />
Kendim fenadan saklarım<br />
Tesbih çeker budaklarım<br />
Şükrümü kılıp dururum</p>
<p>İrençberler koşar kağnı<br />
Çekilirler önlü, sonlu<br />
Ben gibi yük çeken var mı?<br />
Urgan sarınıp dururum</p>
<p>Okumla düşman yıkarlar<br />
Kovam ile su çekerler<br />
İğim ile ip bükerler<br />
Yunup, arınıp dururum</p>
<p>Beni bir dağda sezerler<br />
Etimden derim yüzerler<br />
Tahtama kalem yazarlar<br />
Surete girip dururum</p>
<p>Dağdan indim ovalara<br />
Bergüzar oldum beylere<br />
Köprüler oldum çaylara<br />
Gerinip, sünüp dururum</p>
<p>Hatayi’yem oldum budak<br />
Camilere oldum direk<br />
Fırınlara süngü, kürek<br />
Yanıp tutuşup dururum</p>
<p>HEP ORAYA GİDİYORUZ</p>
<p>Satılmışlar, Ramazanlar<br />
Haktan korkan, korkmayanlar<br />
Padişahlar, Süleymanlar<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Kimi imam, kimi hatip<br />
Kimi savcı, kimi kâtip<br />
Mülkü bedavaya satıp,<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>İster Bağdat, ister Fizan<br />
Nerde Fikret, nerde Neyzen<br />
Emmim, dayım, halam, teyzem<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Saklansak ta köşe, köşe<br />
Gidiyoruz kalka, düşe<br />
Kezban, Döndü, Elif, Ayşe<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Kimisi var, gonca güllü<br />
Kimileri, dudu dilli<br />
Dost ( Hakiri ) adres belli<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Hakir-i = Hasan Çerçioğlu</p>
<p>Not: Destanlar Seyitgazi Aslanbeyli Köyüne ait olup, Öğretmen Cafer Koç’un arşivinden alınmıştır</p>
<p>KERBELA’NIN BACILARI</p>
<p>Bacılar binmiş deveye<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vah Hüseyin diye diye<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Kerbela’nın bacıları<br />
Hiç bitmiyor acıları<br />
Fatmana’nın kuzuları<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Yezit vermiş beratını<br />
Şimir sürmüş kır atını<br />
Sait asmış suratını<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Bacılar çıplak devede<br />
Elleri kalkmış havada<br />
Hepsi de binbir duada<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Hepsi de bacı bunların<br />
Halleri acı bunların<br />
Çalınmış tacı bunların<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Zeynep Bacı feryat eder<br />
Gülsüm’üm karalar giyer<br />
Abbas diye ah,vah eder<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Leyla ağlar Aliekber’im<br />
Ah benim bitmez dertlerim<br />
Dayanmıyor yüreklerim<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Sakine yolar başını<br />
Durmaz döker gözyaşını<br />
Şimir vurur kırbacını<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Mansur gibi asıldılar<br />
Kurban gibi kesildiler<br />
Nesim(i) gibi yüzüldüler<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Kırmızı Hoca^nın sözü<br />
Kan ağlıyor iki gözü<br />
Çöllerde bırakma bizi<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Mustafa Kırmızı (Merhum emekli öğretmen)</p>
<p> TİLKİ DESTANI<br />
Tilki kümes kapısını çevirdi<br />
Horoz kuyruğunu kora değirdi<br />
Sıktı boğazını tavuk bağırdı<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Tilki geldi bizim evin önüne<br />
Mevla’m vereyidi tatlı canına<br />
Biz uyandık tavukların ününe<br />
A komşular,  burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Seğirtti tavuğun ününü duyan<br />
Kümesin içinde kopmuş bir figan<br />
Verme koca horoz kapıya dayan<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Tavukların tüneğine tünedi<br />
Saca koydu kuyruğunu, kanadı<br />
Tilki göttü tavuklarım komadı<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Dört horozum birbirine eş idi<br />
Küçük horoz cümlesine baş idi<br />
Tilki geldi tavuklarım taşıdı<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Tilki sürdü tavukların sürüsün<br />
Taşımaktan yiyemedi birisin<br />
Düşünüyor nasıl alsam gerisin<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Tilki geçti tarlaları beriye<br />
Göttü ikisini döndü geriye<br />
On tavuğu katamadım sürüye<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Korkusundan ötmez oldu horozum<br />
Götürmüş yarısın,komuş birazın<br />
Kör olası bana mıydı garazın<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Yağar yağmur evin önü denizlik<br />
Bu yıl bu tilkide var bir domuzluk<br />
Böyle gider ise komaz damızlık<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Açık bulsa girse gelse kapımdan<br />
Tutayıdım yaş meşenin sapından<br />
Hiç kimseler gelemedi hakından<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Ardıçtandır kümesimin direği<br />
Lüp lüp eder ak tavuğun yüreği<br />
Hiç kalmadı civcivlerin süreği<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Sağlam idi kümesimin yapısı<br />
Örtülmedi açık kaldı kapısı<br />
Hiç kalmadı ak tavuğun hepisi<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Tilki, buralarda var mı bildiğin?<br />
Hiç yoğudu beş on yıldır geldiğin<br />
Sen de bildin benim gafil olduğum<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Evimizin önünde yığın odunlar<br />
Tilki geldi etrafını adımlar<br />
İnşallah kürkün giysin kadınlar<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Geceleri karanlıktır havası<br />
Geldi baktı yalnız buldu kümesi<br />
Geldi pencereye dinledi sesi<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Kümes kapısına taktı solluğu<br />
Nerde kaldı yumurtanın bolluğu<br />
Tilki dağ başında yaptı folluğu<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>Tavuklarım bir kazanda kaynadı<br />
Tilki aştı menzilini boyladı<br />
Sakine Hatun’da destan söyledi<br />
A komşular, burdan tilki geçti mi?</p>
<p>EZELİ KURDULAR ERKANI YOLU<br />
Ezeli kurdular erkanı yolu<br />
Bu yolun sahibi Muhammed Ali<br />
Pirimi sorarsan Bektaş-ı Veli<br />
Ali Veli gibi er bulunur mu?<br />
Oturmuş mürşidler dolu içerler<br />
Dillerinden dürr ü gevher saçarlar<br />
Günahlının günahından geçerler<br />
Kusursuz günahsız kul ulunur mu<br />
Mürşidler oturmuş yerli yerine<br />
Kimse eremedi Ali sırrına<br />
Hep dikildik erenlerin darına<br />
Mansur’un çektiği dar bulunur mu?<br />
Biz de içelim kırklar içtiği demden<br />
Gönülde kalmasın kaygıdan gamdan<br />
Hatice Fatıma girdiği cemden<br />
Arasalar böyle cem bulunur mu?<br />
Cem cemiyet cümle şeyden uludur<br />
Ayn-ı cem kardeşler Ali kuludur<br />
Üstümüzde duran kudret elidir<br />
Böyle bir mübarek el bulunur mu?<br />
Erenlerin yolu bir gizli sırdır<br />
Her ne arar isen orada vardır<br />
Cümle cem ehlinde gönüller birdir<br />
Arasan birinde gam bulunur mu?<br />
Üçler beşler o kapıyı açtılar<br />
Muhabbete misk ü anber saçtılar<br />
Haklıyı haksızı orda seçtiler<br />
Suçlu olanlara yer bulunur mu?<br />
Beni mest eyledin meyi içirdin<br />
Fırsatın var iken elden kaçırdın<br />
Doksan beş yaş ile günün geçirdin<br />
Geçen günler gibi gün bulunur mu?<br />
Sakine Hatun der varabilirsen<br />
Can gözün açup da görebilirsen<br />
Bu sözün fehmine erebilirsen<br />
Bundan büyük sana ün bulunur mu?</p>
<p>Aciz kaldım pirelerin elinden</p>
<p>PİRE DESTANI<br />
O pireler neler getti başıma<br />
Kimse bilmez sohbetinden dilinden<br />
Hepisi yumuştu, girdi aşıma</p>
<p>Köşe başlarına kurdum kerevet<br />
Pirenin elinden olayım rahat<br />
Tahta kehlesini (kehle=bit)görmek kerahat(iğrençlik)<br />
Yine kanım mı değdi, inci dişine</p>
<p>Pirenin elinden kurdum berseki<br />
Ben çıkmadan geldi çıktı bir teki<br />
Onu gördü geldi, hep gerideki<br />
Hepsi de düştü benim peşime</p>
<p>Pireler buldular benim izimi<br />
Tuttum birisini kırdım dizini<br />
Ova,ova hem çıkardım gözünü<br />
Pireler geliyor eli düşene</p>
<p>Pireler hep alayını topladı<br />
Beşi geldi başucumda bekledi<br />
Biri geldi, yatağımı yokladı<br />
Vardı gitti haber verdi eşine</p>
<p>Pireler de geliyordu yel gibi<br />
Dereden tepeden akan sel gibi<br />
Satın alınmış eli bağlı kul gibi<br />
Hepisi de divan durdu karşıma</p>
<p>Kimisi çıkıyor ambar üstüne<br />
Birimizi uyutmamak kastına<br />
Hep çağırdı yaranına, dostuna<br />
Hepisi yığıldı benim başıma</p>
<p>Pireler de alayını bağlattı<br />
Pire beni sabaha dek ağlattı<br />
Soktu iğnesini sinem dağlattı<br />
Hepisi yumuştu gözüm yaşına</p>
<p>Tuttum pireleri yere uçurdum<br />
Birin öldürmeden birin kaçırdım<br />
Uyumadan bir geceyi geçirdim<br />
Hepisi gülüştü benim keşime(keş=aptal)</p>
<p>Çoban tutsak pireleri gütmeye<br />
Müşteri bulunmaz alıp satmaya<br />
Sol böğrüme vuruncağız tekmeye<br />
Kırayazdı kaburgamı, döşümü</p>
<p>Pireleri mencilise koysalar<br />
Herkes gelip intikamın alsalar<br />
Eğer benim öldüğümü bilseler<br />
Gelecekler mezarımın başına</p>
<p>Pirenin çokluğu vardır eşikte<br />
Çoluğu çocuğu bulur beşikte<br />
Tüyleye, tüyleye kalkar döşekte<br />
Hak onara pirelerin işini</p>
<p>Akşam olur bir araya toplanır<br />
Sabah olur yorgan döşek yoklanır<br />
Karnı doyar hiç görünmez, saklanır<br />
Birisinin göremedim başını</p>
<p>Eve girsem üzerime sarılır<br />
Birini öldürsem bini darılır<br />
Kış gelince fil cümlesi kırılır<br />
Tutabilsen bu yazın da kışını</p>
<p>Hiçbir alaca yok hepisi kara<br />
Vurdular sineme, açtılar yara<br />
Buna kimse bulamadı bir çare<br />
Fayda yoktur, ne söylesek boşuna</p>
<p>Bir elinde iğne bir elinde biz<br />
Şükür ellerinden kurtuldum ucuz<br />
Sakine Hatun’u etmişler aciz<br />
Kerpetenler değsin inci dişine</p>
<p>2</p>
<p>TİRYAKİ DESTANI<br />
Tiryaki ağalara destan söylesem<br />
Acep bu sözüme darılır-mola<br />
Kızıl üzüm alsam koysam cebine<br />
Gözü tabakadan ayrılır-mola</p>
<p>Tabaka ambardır, ağızlık, yaba<br />
Kimi ince sarar, kimisi kaba<br />
Darağacı kurulsa etmezler tövbe<br />
Sabretsek az biraz durulur-mola</p>
<p>Kâğıt tükenirse hazır lülesi<br />
Mındar tütün tiryakinin belası<br />
İçmemesi hepisinin alası<br />
Sabretsek az biraz durulur-mola</p>
<p>Kaba kâğıt acı verir dumanı<br />
Öksürük gelirse vermez amanı<br />
Bağrı saz çalar, döşü kemanı<br />
Otuz iki makam vurulur-mola</p>
<p>Zenginler de bir tarafa geçerler<br />
Fukarayı ayırırlar, seçerler<br />
Kimi ayıngayı, kimi paket içerler<br />
Bu da mahşer günü sorulur-mola</p>
<p>Tiryaki tütünü zaten çok sever<br />
Birini sararken birini ever(çiğner)<br />
Tütün tükenirse karısın döver<br />
O da erkeğim diye gurulur-mola</p>
<p>Tütünün iyisi altın ettirir<br />
Tükenirse por yavşanı (ot) kattırır<br />
Sırtındaki gömleğini sattırır<br />
Bunu icat eden sürünür-mola</p>
<p>Çerkezler de bindi-mola atına<br />
Yarım liram olsa vermem tütüne<br />
Dinlen ağalar, bu tütünden kötü ne?<br />
Bedene bir şifa verilir-mola</p>
<p>Mehemmed’in sözü haklı değil mi?<br />
Kişiyi gezdiren aklı değil mi?<br />
Şimdi ayıngalar saklı değil mi?<br />
Üfeleme müfeleme bulunur-mola</p>
<p>ÇAM AĞACI’NIN HAL DİLİ DESTANI<br />
Benim adım çam ağacı<br />
Güzel görünüp dururum<br />
Ağaçların seyyahıyım<br />
Emir sarınıp dururum</p>
<p>Aşağı olur köklerim<br />
Kendim fenadan saklarım<br />
Tesbih çeker budaklarım<br />
Şükrümü kılıp dururum</p>
<p>İrençberler koşar kağnı<br />
Çekilirler önlü, sonlu<br />
Ben gibi yük çeken var mı?<br />
Urgan sarınıp dururum</p>
<p>Okumla düşman yıkarlar<br />
Kovam ile su çekerler<br />
İğim ile ip bükerler<br />
Yunup, arınıp dururum</p>
<p>Beni bir dağda sezerler<br />
Etimden derim yüzerler<br />
Tahtama kalem yazarlar<br />
Surete girip dururum</p>
<p>Dağdan indim ovalara<br />
Bergüzar oldum beylere<br />
Köprüler oldum çaylara<br />
Gerinip, sünüp dururum</p>
<p>Hatayi’yem oldum budak<br />
Camilere oldum direk<br />
Fırınlara süngü, kürek<br />
Yanıp tutuşup dururum</p>
<p>HEP ORAYA GİDİYORUZ</p>
<p>Satılmışlar, Ramazanlar<br />
Haktan korkan, korkmayanlar<br />
Padişahlar, Süleymanlar<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Kimi imam, kimi hatip<br />
Kimi savcı, kimi kâtip<br />
Mülkü bedavaya satıp,<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>İster Bağdat, ister Fizan<br />
Nerde Fikret, nerde Neyzen<br />
Emmim, dayım, halam, teyzem<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Saklansak ta köşe, köşe<br />
Gidiyoruz kalka, düşe<br />
Kezban, Döndü, Elif, Ayşe<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Kimisi var, gonca güllü<br />
Kimileri, dudu dilli<br />
Dost ( Hakiri ) adres belli<br />
Hep oraya gidiyoruz</p>
<p>Hakir-i = Hasan Çerçioğlu</p>
<p>Not: Destanlar Seyitgazi Aslanbeyli Köyüne ait olup, Öğretmen Cafer Koç’un arşivinden alınmıştır</p>
<p>KERBELA’NIN BACILARI</p>
<p>Bacılar binmiş deveye<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vah Hüseyin diye diye<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Kerbela’nın bacıları<br />
Hiç bitmiyor acıları<br />
Fatmana’nın kuzuları<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Yezit vermiş beratını<br />
Şimir sürmüş kır atını<br />
Sait asmış suratını<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Bacılar çıplak devede<br />
Elleri kalkmış havada<br />
Hepsi de binbir duada<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Hepsi de bacı bunların<br />
Halleri acı bunların<br />
Çalınmış tacı bunların<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Zeynep Bacı feryat eder<br />
Gülsüm’üm karalar giyer<br />
Abbas diye ah,vah eder<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Leyla ağlar Aliekber’im<br />
Ah benim bitmez dertlerim<br />
Dayanmıyor yüreklerim<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Sakine yolar başını<br />
Durmaz döker gözyaşını<br />
Şimir vurur kırbacını<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Mansur gibi asıldılar<br />
Kurban gibi kesildiler<br />
Nesim(i) gibi yüzüldüler<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Kırmızı Hoca^nın sözü<br />
Kan ağlıyor iki gözü<br />
Çöllerde bırakma bizi<br />
Gidiyorlar Şam’a doğru<br />
Vardılar akşama doğru</p>
<p>Mustafa Kırmızı (Merhum emekli öğretmen)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bektaşi Fıkralaları- şu yoksul kulübe&#8230; yazısına hasan cemali tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2007/01/31/bektasi-fikralalari-su-yoksul-kulube/#comment-713</link>
		<dc:creator>hasan cemali</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:52:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2007/01/31/bektasi-fikralalari-su-yoksul-kulube/#comment-713</guid>
		<description>Fıkralarımız hem düşündürücü hem öğüt verici sitenizi çok sevdim hizmetinize teşekkürler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fıkralarımız hem düşündürücü hem öğüt verici sitenizi çok sevdim hizmetinize teşekkürler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şiri&#8217;den bir nutuk örneği (bestelenmiş şiirler nefes, bestelenmemişler nutuk olarak anılır) yazısına merve tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/11/23/siriden-bir-nutuk-ornegi-bestelenmis-siirler-nefes-bestelenmemisler-nutuk-olarak-anilir/#comment-712</link>
		<dc:creator>merve</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 15:35:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/11/23/siriden-bir-nutuk-ornegi-bestelenmis-siirler-nefes-bestelenmemisler-nutuk-olarak-anilir/#comment-712</guid>
		<description>yaza yaza cnm cıktı ya :D:D ınsann yazıcısı olmayınca bole oluyo ıste khrtsn bttım ya yınede herkese teskkrler :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yaza yaza cnm cıktı ya <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> :D ınsann yazıcısı olmayınca bole oluyo ıste khrtsn bttım ya yınede herkese teskkrler <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bektaşi Nefesleri- Bedri Noyan Dedebaba yazısına hasan cemali tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/02/bektasi-nefesleri-bedri-noyan-dedebaba/#comment-701</link>
		<dc:creator>hasan cemali</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 16:36:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/02/bektasi-nefesleri-bedri-noyan-dedebaba/#comment-701</guid>
		<description>dede baba seçiminin kaydı olan video kaseti var fakirde bu kasetde verilen sözden dönülmesin bu erkan hizmet erkanı lütfen buna dikkat edelim edep yahu selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>dede baba seçiminin kaydı olan video kaseti var fakirde bu kasetde verilen sözden dönülmesin bu erkan hizmet erkanı lütfen buna dikkat edelim edep yahu selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hacı Bektaş Veli&#8217;den öğütler&#8230; yazısına AYFER tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nazenin.wordpress.com/2006/12/24/haci-bektas-veliden-ogutler/#comment-697</link>
		<dc:creator>AYFER</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 11:09:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nazenin.wordpress.com/2006/12/24/haci-bektas-veliden-ogutler/#comment-697</guid>
		<description>BUNLARI OKUYUP ÖRNEK  ALMALIYIZ   SSSSSSSSSSSSSSSSSSSSÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜPPPPPPPPPPPPEEEEEEEERRRRRRRRRRRR</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>BUNLARI OKUYUP ÖRNEK  ALMALIYIZ   SSSSSSSSSSSSSSSSSSSSÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜPPPPPPPPPPPPEEEEEEEERRRRRRRRRRRR</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
