Düşünce Denizi

Bektaşi Fıkraları- Bektaschi Witze

Bugün Ali Duran Gülçiçek‘in hazırladığı 99 Bektaşi Fıkrası kitabından üç adet sizler için seçtim. Kitap Türkçe ve Almanca olduğu için her iki dilde de sunmaya çalışacağım. Imla hatalarım olursa hoşgörün.

Pezevenk
Bektaşi Babalarından biri, çarşıdan geçerken, çarşı esnafından bazıları onunla alay etmek için arkasından: “Baba” diye çağırırlar.
Bektaşi durup arkasına bakınca, “affedersiniz, birine benzettik!” derler.
Çarşının sonuna kadar aynı olay bir kaç kere tekrarlanmış.
Kendisiyle alay edildiğini anlayan Bektaşi, Çarşının sonunda durur, avazı çıktığı kadar: “Ulan pezevenkler!” diye gürler. Dükkanlardan fırlayan birçok kişi: “Ne oluyor?” diye başını çıkarınca Bektaşi güler:
“Yahu!” der, “bu çarşıda amma da çok pezevenk varmış ha!”…
images-5.jpg
Zuhalter!
Als ein Bektaschi durch einen Basar ging, wollten sich einige der Kaufleute über ihn lustig machen und riefen: “Baba!” Der Bektaschi blieb stehen und blickte sich um. “Entschuldigung, wir haben Euch mit jemandem verwechselt”, meinten sie. Das passierte ihm noch mehrmals bis er am Ende des Basars angelangt war. Der Bektaschi merkte, Dass die Leute sich mit ihm einen Spass machen wollten, so blieb er dort stehen und rief aus vollem Halse: “Zuhalter!” ..
Als aus den Laden etliche Köpffe herausschauten, um zu sehen, was hos war, lachte der Bektaschi und rief: “Was für eine Menge Zuhalter es doch auf diesem Markt gibt!”

Aksini Yapıyor

Adamın biri, hasta yatmakta olan çocuğuna okuyup dua etmesi içinbir Bektaşi babasını cağırmış. Bektaşi gelip çocugun başına elini sürüp, okuyup üfleyerek:
“İnşallah bu çocuk ölür!” demiş.
Buna fena halde canı sıkılan ev sahibi, ses çıkarmadan Bektaşi’yi yolcu etmiş. Aradan birkaç gün geçnce hasta çocuk iyileşip kalkmış ve bir gün Bektaşi’ye rastlayan adam:
“Baba erenler, geçen gün seni götürüp hastamıza dua etmeni istemiştik. Siz aksine beddua ettiniz, fakat, Allah’a çok şükür, çocuk iyileşti. Senin kötülüğün de sana kaldı”, deyince Bektaşi adama dönmüş:
“Bak oğlum!” demiş, “O sıralar benim Allah ile aram pek iyi değildi- dediklerimin hep aksini yapıyordu. Öyle istedim ki, çocuğa sıhhat versin*”…

Genau das Gegenteil

Jemand rief einen Bektaschi-Baba, damit er seinem krank daniederliegenden Kind Gebete lese.
Der Bektaschi kam, etzte sich neben das Kind und flüsterte, indem er es mit seiner Hand streichelte:
“Hoffentlich stirbt das Kind”
Der Hausherr, den das natürlich erboste, sagte allerdings nichts, als er den Bektaschi verabschiedete.
Nachdem einige Tage vergangen und das Kind genesen war, traf der Mann den Bektaschi wieder:
“Baba Erenler, neulich hatte ich Dich zu uns geholt, um für unseren Kranken zu beten. Du hast stattdessen Flüche gesprochen, doch Gott sei Dank, ist das Kind gesund geworden. Deine Schlechtigkeit blieb an Dir selbst hangen”.
Daraufhin der Bektaschi ganz offen:
“Mein Sohn, zu der Zeit war meine Beziehung zu Gott etwas gestört, er liess genau das Gegenteil geschehen von dem, was ich sagte. Aber ich wollte ja, dass das Kind gesund werden sollte”.

Cennet Ödülü

Bir Alevi’yle bir Sünni, iki arkadaş sohbet ediyorlarmış.
Alevi, Sünni arkadaşına sormuş:
“Cennete gittiğinizde nasıl ödüllendirileceksiniz?”

Sünni:
“Güllük ,gülistanlık bahçe icerisinde, kırk huri, kırk zemzem pınarı, çeşit çeşit meyveler ve saire..”
– Peki, olmaz ama farz edelim ki sen de cennete gittin, ya sen ne umuyorsun?”

Alevi:
“Üzüm bağları, birbirinden nefis çeşit çeşit şaraplar…” deyince,

Sünni öfkelenmiş:
“Kardeşim”, demiş, “orası meyhane mi?”

Alevi:
“Peki ya, kerhane mi?”…

images-2.jpg
Im Paradies

Ein Alevit und ein Sunnit unterhieltten sich Der Alevit fragte den Sunniten:
“Wenn Ihr ins Paradies kommt, wie werdet Ihr da belohnt?”
Der Sunnit gab zur Antwort:
“In einem paradiesischen Rosengarten vierzig Huris (Paradies jungfrauen), vierzig Semsem Quellen (semsem-zemzem- heist der heilige Brunnen in Mekka), alle mogliche Arten von Fruchten… Aber nehmen wir einmal an, Du kamst auch ins Paradies. Auf was hoffst Du denn?”
“Weinberge, verschiedene Weine, einer lieblicher als der andere”..
images-3.jpg
Der Sunnit wurde argerlich:
“Mein Lieber, das ist dort doch keine Wirtschaft!”
Daraufhin der Alevit:
“Ja, aber ist das dort etwa ein Bordell?”

Reklamlar

28 Kasım 2006 - Posted by | Bektaşi Fıkraları, Bektaşilik ve Alevilik

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: