Düşünce Denizi

Seçme Yazılar- Türkiye En Doğrusunu Yaptı

TÜRKİYE EN DOĞRUSUNU YAPTI
(Diplomatik Gözlem’den naklen)

Türkiye geçtiğimiz günlerde, basında hak ettiği yeri bulmayan çok önemli birkaç adımı ard arda attı. Bu adımların birbiri ile bağlantılı olduğu ve çok daha geniş kapsamlı bir eylem planını ilgilendirdiği muhakkak. Ankara’nın attığı adımlar, güvenlik ve dış politika konusunda temel tercihlerinin aynı kaldığını, ancak bazı yeni düzenlemeler ile bölgesel ve uluslararası konjonktürde kendi lehine birtakım değişiklikler öngördüğüne işaret ediyor.
Türkiye Avrupa Birliği’nin Kosova’ya göndermeyi planladığı polis gücünü engelleme kararı aldı. NATO Genel Sekreteri Scheffer Ankara’ya gelse de, Türkiye’yi bu kararından vazgeçiremedi. Böylelikle hem Güney Kıbrıs’ın Kosova’da güç bulundurması hem de Kosova’nın güvenliğinin Avrupa Birliği’ne geçmesi zora girdi.
Türkiye Avrupa Ordusu’ndan da çekildi. Türkiye, Avrupa Birliği’ni bundan böyle Avrupa Ordusunda yer almayacağı yönünde bilgilendirdi. Avrupa Ordusu bundan sonra yoluna Türk Ordusu olmadan devam edecek. Avrupa böylece, ordusunda Avrupa’nın en büyük ve en iyi ordusunu göremeyecek. Türkiye’nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasını desteklemekten vazgeçtiği çok açık.
Avrupa Birliği uzun süredir, Türkiye’nin hemen her konudaki görüşünü ve hassasiyetini göz ardı ederek hareket ediyordu, hatta Türkiye’nin çıkarlarını ise daima “konu dışı” olarak değerlendiriyordu.
Şayet Türkiye bu iki adımı atmasaydı, Kosova’nın güvenliği Avrupa’nın komutasına girecekti ve Güney Kıbrıs da bir şekilde NATO ile daha da yakınlaşacaktı. Türkiye’nin her iki adım için de bir nedeni olması gerekiyordu.
Güney Kıbrıs şu ana kadar uluslararası topluma ve Türkiye’ye karşı hiçbir sorumluluğunu yerine getirmedi. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik talihsiz bakış açısı da herkesin malumu. Bunun bir bedeli olmalıydı.
Akdeniz’in batmayan korsan gemisi olan Güney Kıbrıs’ın önümüzdeki on yıllar boyunca bulunduğu konum ile yetinmesi gerekecek.
Avrupa, ordusunda Türklere sadece Doğu Roma dönemindeki Türkopoller gibi–Roma ordusunun paralı savaşçısı- veya Afrika’da beyaz adamın el koyduğu kaynakların güvenliğini temin etmekle görevle Masai kabilesi gibi yer veremezdi. Türk Ordusu’nun Birliğin bütün dünyadaki operasyonlarına katılmasına rağmen, operasyonların planlamasında ve komutada söz hakkı olmaması devam ettirilmesi zor bir tercihti.
Her iki adımdan da hareketle, Türkiye’nin bundan sonra Avrupa Birliği’nin temel hedefine katkısını giderek sınırlayacağı söylenebilir. Bu durum belki de Türkiye ve Avrupa arasında uzun bir süredir devam eden “doku uyuşmazlığının” Ankara’da da fark edildiği şeklinde yorumlanabilir.
Kuşkusuz bu noktada en heyecanlı cevabı getirecek olan soru şu şekilde biçimleniyor; Uluslararası ve bölgesel dengelerde hiçbir güç kaybolmayacağına, sadece denklem içinde yer değiştirebileceğine göre, bu bölgede, bundan sonraki denklemi ne şekilde yazmak gerekir.
Bir başka deyişle; “TR”, Balkanlar ve Avrupa Ordusu konusunda “AB”, denklemin aynı tarafına beraber yazılamadığına göre, bundan sonra denklemin bugüne kadar olduğundan farklı gelişeceği düşünülmeli.
Bir de elbette şunun üzerinde durmak lazım;
NATO ile Avrupa Birliği arasında bir anlaşma var. Bu anlaşmaya göre, Avrupa Birliği’nin yürüteceği ve NATO’nun askeri destek vereceği harekâtlara Barış İçin Ortaklık ülkeleri ve NATO ile güvenlik anlaşması imzalayan ülkeler katılabiliyor. Avrupa Birliği bu anlaşmadan hareketle, Güney Kıbrıs’a hem NATO üyeliği yolunu açmayı –bu sayede Rumların Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin konumunu devralmasını- hem de Türkiye’yi güvenlik kartını kullanarak köşeye sıkıştırmayı- amaçlıyor.
Yani Türkiye bu yöntem ile Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliğine razı olmaya ve Güney Kıbrıs’a hem NATO hem de Kıbrıs Sorunu konularında taviz vermesi karşılığında, Avrupa Ordusu’nda karar, komuta ve planlama kademelerinde görev almaya zorlandı.
Böyle olunca Ankara’nın tepkisi uyarınca hem Rumlar dışarıda kaldı hem de Avrupa Ordusu Türkiye’den mahrum oldu.

Reklamlar

3 Temmuz 2007 - Posted by | Seçme yazılar, Siyasal hayat

1 Yorum »

  1. Avrupa Birligi projesi henüz tarifi yapilmamis bir proje. Bu bakimdan Türkiye buna dahil olmali ve projeyi kendi çikarlari dogrultusunda etkilemeli kanimca.

    Müsadenizle asagidaki yaziyi tavsiye ederim :

    http://www.derindusunce.org/2007/09/02/hiristiyan-birligini-bozalim/

    Saygilarimla

    Yorum tarafından Mehmet Yilmaz | 4 Eylül 2007 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: