Düşünce Denizi

Aziz Nesinden- Hergün Bayram

Sanma ileri gittik
Yirmi yıl beri gittik,
Hep geri geri gittik
Bindokuzyüzelliye!

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

Eski devrin devamı
Başka bir yolu var mı?
Buldurunca kıvamı,
El çektirdik valiye…

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

Kimine bazı vermiş,
Bize bu tarzı vermiş
Allah bu ağzı vermiş
Ne bulursan ye diye!

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

Esekiden farkımız var,
Türlü bin çarkımız var
Kırk çeşit şarkımız var,
Hürriyet diye diye!

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

Kimleri düdükledik,
Seçmeni sürükledik
İki ayda yükledik
Sermayeyi kediye…

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

Bez, Amerikan bezi
Tez, Amerikan tezi,
İstersen bir dış gezi
Getir bize hediye!

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

İktidarla her sefer
Sen de olup seferber
Etmelisin transfer,
Bak Ali’ye Veli’ye…

Tere lelli tere lam
Demokrasi vesselam
Hergün bayram deliye
Döndük terelelliye!

3 Şubat 2007 Posted by | Mizah | Yorum bırakın

Aziz Nesin’den bir taşlama daha … İnsanoğlu

images-11.jpg

Her işin bir yolu var, acele etme biraz
Hele politikada olacaksın çok kurnaz,
Düşanın olsa bile çalacaksın ona saz,
Son sözünü ilk deyip aklı olan saldırmaz!
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz.
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!

Çalışır görünerek yan gelip e yatmalı,
Şu ölümlü dünyanın anasını satmalı…
Din uğruna çek nutuk, olsan bile bi-namaz,
Kazığı yağlamalı, nezaketle atmalı…
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz.
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!

Hart diye ısırmalı dünkü öptüğün eli,
Külahını çıkarıp sakın gösterme keli,
Yükselmek isteyenler olmalı perendebaz,
Menteşeli olmalı, eğilip bükülmeli…
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz.
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!

“Merhaba kör kadı!” yok, fırsat geçmeden ele,
Kozunu oyna ama, uygun zamanı bekle!
Madem koltuk istersin, etme yavrum fazla naz,
Efendi olmak için olmalı önce köle!
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz.
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!

Bol keseden vadedip güler yüzle oyna topla,
Kasayı doldur para, cüzdanına koy, topla!
Başarı yollarında olmalısın bir canbaz.
Yüksek makam önünde perende atıp hopla,
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz.
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!

Hak-hukuk sever görün, belli etme işini,
Karda yürüsen bile çaktırma gidişini…
Başarı kolay değil, olacaksın hokkabaz,
Gül ama göstermeden bilediğin dişini!
İnsanoğlu naziktir, ağır sözü kaldırmaz.
Eşek dersin kızar da, bin sırtına aldırmaz!

9 Ocak 2007 Posted by | Mizah | Yorum bırakın

Ustura’dan… Dediler…

Dedim ya, eski Ustura dergilerini karıştırırken bir yazı daha dikkatimi çekti. Bunu ben diyemezdim ama, başkasının dediğini “dediler” diyerek size nakletmekte pek sakınca görmüyorum… Yazıyı aynen naklediyorum:

———alıntı başı:
images.jpg

MİLLETVEKİLİ BAŞI

Ünlü nüktecilerden, Şehir Meclisi üyeliği de yapmış olan Ağah Avni, CHP’nin tek parti iktidarı döneminde, -kendisi de CHP’liydi- bir arkadaşıyla bir işkembeciye gider, garsona koyun başı getirmesini söyler. Garson, koyun başını getirir.
Agah Avni garsona,
-Bunun beyni nerde? diye sorar.
Garson,
-Efendim, der, kasaplar beyni çıkarıp lokantacılara satarlar. Bu başlar beyinsizdir.
Sesini çıkarmaz, ama biraz sonra yine garsonu çağırır,
-Bunun dili de yok!
Garson:
-Efendim, der, kasaplar dilini kesip mezecilere satarlar. Bizdeki başlar dilsizdir.
Agah Avni
-Kaldır şunu önümden! diye bağırır, beyni yok, dili yok… Ben buraya koyun başı yemege geldim milletvekili başı yemeğe gelmedim.
———-alıntı sonu.

8 Ocak 2007 Posted by | Mizah | Yorum bırakın

Adam Smith kimdir? ve Liberalizm nedir? (Ustura Ansiklopedisi’nden)

Eski mizah dergilerinden Ustura’yı karıştırırken karşıma çıkan bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Yıllarca önce yazılmış bu yazı liberalizm kavramının ülkemizde yeni yeni revaçta olmaya başladığı günlerde kaleme alınmış. Aradan şunca yıl geçti, mizah anlayışıyla ele alınan bu yazının öngörüsü haklı çıkmadı mı dersiniz? Yazı aynen şöyle:

———alıntı başı:
Günümüzün önde politikacılarının beynine ışık tutmuş ve kellelerine nur saçmış olan Adam Smith (1723-1790) on sekizinci yüzyıl sonlarında yaşamış ve bundan yüz seksen yıl önce ölmüş bir İngiliz iktisatçısıdır. 1723’de İskoçya’da doğmuş olduğu halde 1970’de İstanbul’un Şişli’sinde ve Ankara’nın Çankaya’sında oturanları etkilemektedir. Bizim allame-i cihan ve dümbelek-i pehlivan olan birtakım politikacılarımızın, iki yüzyıl önceki Adam Smith’ten yeni haberleri olduğu için, bu eski Kmith’e cankurtaran simidi gibi sarılmışlardır.

Glaskow ve Oxford Üniversitelerinde öğrendimden sonra Edinburg Üniversitesi’nde hocalık etmiş, kırk yaşındayken hocalığı bırakıp bir asılzade çocuğuna takılarak, bizim politikacıların özel sermaye çocuklarından yararlandıkları gibi, o da yararlandığı bu asılzade çocuğuyla birlikte Fransa’yı ve İsviçre’yi gezip dolanarak bilgisini ve görgüsünü arttırmıştır.

Düklerle, kontlarla, lordlarla arayı uyduran Adam Smith 1746’da yurduna dönünce libarimizmin ana kitabı olan “Ulusların mangırı bulma, dünyalığı düzme ve küpü doldurma yolları” (Lö röşerş sür la natür e la koz dö la zamazingo) adlı yapıtını yayımlamıştır.

Klasik liberalizmin ağababası olan Adam Smith, bugünkü özel sermaye çocuklarının da aile dostu ve beybabası sayılır.
Adam Smith’in liberalizmin şu sloganı çok ünlüdür: “Lesse passe, lesse fer!” Yani ne der? Mana murad olundukta Türkçesi “Koyver geçsin, Tutma yapsın, bırak etsin!” demektir.

Eskiden Osmanlıcaya “Serbesti mesleği” diye çevrilen liberalizmin özeti şudur:
İşbölümü: Hiç kimse çizmeden yukarı çıkamaz ve herkes ayağını yorğanına göre uzatabilir.
Her koyun kendi bacağından ve her öküz kendi boynuzundan asılır ve herkes kendi paçasını kurtarır.
Gemisini kurtaran kaptandır ve kör eline geçirdiğini okşar.
Kılı kuşananın, iş becerenindir:becerebilene aşkolsun!
Zengin arabasını dağdan aşırır, yoksul düz ovada yolunu şaşırır.
Parayı veren düdüğü çalar ve gerisine güvenen borazancıbaşı olur.
Hak değirmende bulunur ve altta kalanıın canı çıksın!
—————alıntı sonu.

8 Ocak 2007 Posted by | Mizah | 1 Yorum

Aziz Nesin’den taşlama…

Dünyada pek az var yiğit kişi,
Saygıya layık değil her kişi,
Isıracak it göstermez dişi,
Palavracıyı sanıp bir kıymet,
İte ot verip ata verme et!

Değersizlere verme sen değer,
Eşeğe semer vur ata eğer,
Kim eşek diye semeri döğer,
Kaç ondan çünkü, işe vurur ket,
İte ot verip ata verme et!

Yüz verme öyle her bir Ali’ye
Yüz bulup yapar gelir halıya,
Saygı görmemiş, döner deliye,
Layık değilse etme merhamet,
İte ot verip, ata verme et!

Yükünü taşı ömür boyunca,
Bekle yeişsin baharda yonca,
Eşek eşektir verilmez gonca,
Yeter eşşeğe yonca biri demet,
İte ot verip, ata verme et!

Dıştan okunmaz insanın içi,
Koyun yerine konulmaz keçi,
Aslana köpek gider mi elçi,
Kendini sanır bulunmaz nimet,
İte ot verip, ata verme et!

Çiğ süt emmiştir insan evladı,
Konuşur sandın ama havladı,
Kendi cinsini yedi, avladı,
Şeytana bile okutur rahmet,
İte ot verip, ata verme et!

Sakın aldanıp para sesine,
Kula kul olma pisipisine,
Akan tarihin gitme tersine,
Yalana hayır, doğruya evet,
İte ot verip, ata verme et!

22 Aralık 2006 Posted by | Mizah | Yorum bırakın

Atatürk’le ilgili anılardan…

Enver Behnan Şapolyo’dan:
Yugoslavya Kralı Alexandr Atatürk’ü ziyarete gelmişti. Atatürk misafiriyile salona çıkarken kral:
-Size bir sırrımı söyleyeceğim, dedi.
Biraz sonra misafir salonunda koltuklara oturdular.
Kral:
-Eğer, dedi, bazı Avrupa devletlerinin vaadlerine inanmış olsaydık,Yunanlı’ların yerine Anadolu’ya biz çıkacaktık.

Atatürk gülerek kralın elini sıktıktan sonra:
-Geçmiş olsun Kral Hazretleri! dedi.

22 Aralık 2006 Posted by | Mizah, Siyasal hayat | 2 Yorum

Atatürk’e Mektup … Aziz Nesin’den

images-8.jpg
Atam, hala yaşıyorsak;
Edepsizlik sayesinde!
Memleketi soruyorsan;
Politika dehlizinde!
İktidarlar senden sonra,
Devrimlerin tavizinde!
Anlatayım halimizi,
Kalemime izin ver de!
Yobazlarla gericiler.
Onlar bizden daha zinde!
“Atam, Atam” derler ama,
Bir adınız var sizin de!…
Halkçılıkla devletçilik!
Anlatamam, çok hazin de..
Çoktan beri sahtecilik,
Ağır çeker her vezinde!
Tek umut var, o da yalnız,
Amerikan dövizinde!

Sorma Ata’m halimizi,
Hal mi kaldı anlatacak..
İşte geldik dizindeyiz!
Yata yata çok yorulduk,
Tatil yaptık, izindeyiz!…

Sanayide henüz daha,
Cafer için gerek diye,
Amerikan bezindeyiz!
Geçeceğiz Avrupa’yı
Ama şimdi izindeyiz!

Hocamız var, hacımız var,
Uçan kuşa borcumuz var,
Eloğlunun ağzındayız!
Ama bizi zor bulurlar,
Bahar, yaz, kış, izindeyiz!…

Evet, doğru söylemişsin:
“Türk Milleti çalışkandır!”
Biz de senin tezindeyiz!
Dinlenmekten yorulduk da,
Onun için izindeyiz!…

Zinde kuvvet diye söz var,
Kimse bilmez adresini.
Ah zindeyiz, vah zindeyiz!
Bugün değil, bu yıl değil,
Çoktan beri izindeyiz.

Ata’m öyle ilerledik,
Şimdi görsen tanımazsın!
Amerikan tarzındayız!
Arasan da bulamazsın,
Otuz yıldır izindeyiz!…
images-9.jpg

Evet, Aziz Nesin yukarıdaki şiiri Atatürk’ün ölümünün 31. yıldönümünde yazmış…
O günden bugüne neler değişti, neler oldu… Acaba Aziz Nesin bugün böyle bir başlıkla Atatürk’e bir mektup yazsaydı, neler olurdu o mektupta????

Sağlıcakla kalın…
Nazenin…

Kaynak: Ustura dergisi 48. sayı.

20 Aralık 2006 Posted by | Mizah | 17 Yorum

Cebrail’in Son Gelişi…

Padişahlık zamanında adamın biri, peygamberliğini ilan edince meraklanan padişah,
-Yoklayın şunu da ne biçim peygambermiş anlayalım… demiş.
Sahte peygamberi yakalamışlar, bir de bakmışlar ki, üstaş bitik, kılıksız yalınayak bir serseri.
Sormuşlar:
– Sen peygamber misin?
-Evet…
-Nerden belli?
-Kırk günde bir Cebrail gelir bana, Tanrı’nın buyruklarını bildirir.
Yalancı peygamberin söylediklerini padişaha iletirler. Padişah:
-Ona bir geniş daire ayırın. Hizmetçi, uşak, carie, kadın , kız her ne isterse verin. Yesin, içsin, yatsın!. Yanız bir şartım var. kırk gün içinde Cebrail gelmezse, kellesini kestirrim

Adam, olağanüstü bir yaşam içinde keyyfetmiş. Kırk gün sonra sormuşlar:
-Cebrail geldi mi?
-Evet geldi.
-Ne dedi?
-Dedi ki: “Şimdi tam yerini buldun. Bu benim sana son gelişimdir. Bir daha gelmeyeceğim. Tanrı, aman olduğu yerden sakın kıpırdamasın! diyor”…. Böyle dedi,, gitti Cebrail.

20 Aralık 2006 Posted by | Mizah | 1 Yorum

Kim ne demiş?…

Çiçero: Uzun yaşamak için, yavaş yaşamak gerekir…

Bernard Shaw: Çalışmaktan bıkanlara, iş günlerinin çok daha tatlı olduğunu ispat için, pazar ve bayram günleri icat edilmiştir.

Nietzche: Sanki tabiatta, tarihte, yaşamda ahlak diye birşey varmış gibi, her zaman, her yerde ahlaktan söz eder dururuz…

20 Aralık 2006 Posted by | Mizah | Yorum bırakın